Metin Boyutu:

Kültürler arası oldukça farklılıklar ve benzerlikler göstermektedir. Müzik evrensel bir dil olarak kabul edilir ve neredeyse herkes tarafından anlaşılabilir özelliktedirler. Müzikler içerilerinde duygusal melodiler ve sesler barındırmaktadır. Bu yüzden bir çok dinleyiciyi etkisi altına alır ve büyüleyici bir duygu yaratır insan üzerinde. Müziğin dünya üzerinde kullanılan en geniş tanımı sesin biçimi ve anlamlı titreşimler kazanmış halidir. Dünya üzerinde müziğin genel tanımı olarak bunu kullanmaktayız. Tabii ki müzik tanımı bununla ibaret olamaz çünkü kültürler arası farklılıklar ve o kültürün yaşayışını hatta inançlarını bile gösteren bir daldır müzik. Bu işi yapan insanların bir çoğu bu işe aşık olmadan gerçekten güzel şeyler ortaya koyamazlar.

 

Aslında genel olarak bakılırsa herkes kendi çapında müzik yapabilir. Elimizi sıraya vurarak belirli ritimler halinde güzel sesler çıkartıp bunlara müzik diyebiliriz, ama önemli olan bu işe sanat yüklemektir. Müzik sanat türlerinin içerisinde en popüler olanlarından biridir. Bu konu üzerinde çalışan bir çok sanatçı bulunmaktadır. Böylelikle bu sanatın gelişmesinde ve sürekli ilerlemesinde rol oynayan insanlar her geçen gün daha farklı ve daha büyüleyici işler çıkarmaktadır. Müziğin kendi içerisinde çok fazla dalları bulunmaktadır. Müzik artık yaşadığımız dünyada kişinin karakteristik özelliklerini içerisinde barındırmaktadır.

 

Müziğin tanımı tarihsel dönem, bölge, kültür ve kişisel beğenilere bağımlı olarak büyük farklılık gösterir. Özellikle 20. yüzyıl’da bu farklılıklar iyice ortaya çıkmıştır.

Çağdaş Batı müziğinde ortaya çıkan çok farklı müzik akımları, ortak bir tanımı büyük ölçüde imkansızlaştırmaktadır. Bunun ötesinde, gittikçe daha fazla insanın erişme olanağı bulduğu farklı kültürlere ait yerel müzikler de bu tanımlama zorluğunu arttırmaktadır.

 

Tüm bu sebeplerden dolayı, müziğin tek bir tanımla açıklanması yerine farklı açılardan ( sosyolojik, psikolojik, akustik, politik vb.) yapılan birden fazla tanımla açıklanması yaygınlık kazanmıştır. Bir sosyoloğun müziğe olan yaklaşımıyla, bir akustik fizikçinin yaklaşımı arasında gerek tanım, gerek metodolojik olarak büyük farklılık vardır. Tüm bu yaklaşımlar müzikologlar (Müzikoloji) ve müzik teorisyenleri (Müzik Teorisi) tarafından araştırılır ve değerlendirilir.

 

Müzik Özellikleri:

Temel olarak dört ana unsurdan oluşur: Diklik, yoğunluk, süre ve tını.

 

Diklik,

bir sesin ne kadar ‘tiz’ ya da ‘pes’ olduğunu ifade eder. Örneğin her nota ismi (Do, re, mi…) farklı bir dikliğe sahiptir. Aynı nota isimleri de hangi oktavda bulunduklarına bağlı olarak farklı diklikleri ifade edebilirler.

Akustik olarak birimi frekanstır.

 

Yoğunluk,

bir sesin gürlüğünü ifade eder. Müzikte nüans olarak da kullanılır (forte, piano, fortessimo…).

Akustik olarak birimi desibeldir.

 

Süre,

bir sesin ne kadar sürdüğünü ifade eder. Müzikte ikinin katları biçiminde ifade edilir (birlik, ikilik, dörtlük, sekizlik…) ancak nota değerlerinin yanlarına konan noktalar sürenin kendi değerinin yarisi kadar daha uzamasını sağlar.

 

Tını,

bir sesin rengini ifade eder. Örneğin aynı oktavda aynı notayı aynı yoğunlukta ve aynı uzunlukta çalan bir kemanla bir flüt arasındaki fark tını farkıdır. Dört özellik içinde en karmaşık olan özellik budur. Akustik olarak tını, sesin doğuşkan  (harmonik) yapısına bağlı olarak değişir.

 

Teknolojinin gelişmesi müzik türlerinde de büyük bir gelişmeye sebep olmuştur. Yapılan işlerdeki kalite ve farklılık daha belirgin bir hale gelmiştir. Teknolojinin günümüze çok katkısı vardır. Birçok müzisyenler bu değişimden etkilenmiştir ve teknoloji müziğe çok büyük derecede katkı sağlamıştır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir